|
10.10.2007
BASINA VE KAMUOYUNA
15 Ekim’de yürürlüğe girmesi beklenen düzenleme yeni hasta
mağduriyetlerine yol açacak
Sosyal Güvenlik Kurumu’nca 15 Ekim’de yürürlüğe gireceği açıklanan
yatan hastaların ilaçlarının ve tıbbi malzemelerinin hastane
eczanelerinden temin edilmesi zorunluluğu getiren düzenleme, çok ciddi
sağlık sorunlarını ve mağduriyetleri de birlikte getirecektir.
Adı geçen düzenlemenin 15 Ekim’de yürürlüğe gireceği açıklandı. Söz
konusu uygulamayla yatan hastaların ilaç ve malzemelerini hastane
eczanelerinden karşılamaları öngörülüyor. Bu uygulamanın hayata geçmesine
ülkemizin sağlık sistemi, halk sağlığı ve mesleğimizin geleceği açısından
doğuracağı ciddi sıkıntılar nedeniyle karşıyız.
- Öncelikle şunu belirtmek gerekir.
Burada konu olan hastaneler yalnızca kamuya ait devlet ve üniversite
hastanelerini değil, özel hastaneleri de kapsıyor. Ciddi bir ekonomik
açmaz içine düşürülen üniversite ve devlet hastanelerinin ilaç hizmetini
karşılayacak altyapısı bulunmamaktadır. Özellikle üniversite hastaneleri
ardı ardına yaptıkları açıklamalarla bu uygulamaya hazır olmadıklarını
belirtmektedirler. Buna karşın söz konusu uygulamanın 15 Ekim’de hayata
geçmesi konusunda ısrar edilmesi, kamu hastanelerindeki yatan hastaların
özel hastanelere özendirilmesi sonucunu doğuracaktır. Çünkü özel
hastaneler bu uygulamaya hazır olduklarını ilan etmektedirler.
Gerçekteyse hazır oldukları son derece kuşkuludur, yeterli eczacı
istihdamları mevcut değildir. Bu şekilde devletin ilaca ayırdığı payın
büyük bir bölümü özel hastanecilik “sektörü”ne kaynak olarak
aktarılacaktır.
- İkinci basamak sağlık hizmeti veren
kamuya ve özel kesime ait kuruluşlarda ya hiç eczacı yoktur, ya da çok
az sayıda eczacı istihdam edilmektedir. Yatan hasta reçetelerinin
sağlıklı bir biçimde eczacı danışmanlığında karşılanabilmesi için kamu
ve özel hastanelerde yaklaşık 4 bin eczacının istihdamı gerekmektedir.
Aksi takdirde yatan hastalar için eczacısız bir ilaç hizmeti söz konusu
olacaktır. Bu da ciddi bir risk faktörü oluşturacaktır. Dünyada böyle
bir uygulamanın örneği yoktur.
- Bir başka karışıklık ise ilaç ve tıbbi
sarf malzemesinin birlikte ele alınmasıyla ortaya çıkıyor. İlaç, Sağlık
Bakanlığı tarafından bilimsel olarak sorgulanarak ruhsatlandırılan, tüm
dünyada aynı nitelikte, belli bir standarda sahip ve fiyatı devlet
tarafından belirlenen ürünleri tanımlamaktadır. Tıbbi sarf malzemeleri
ise standardı olmayan, fiyat serbestisi olan ve eğitimsiz, hiçbir
formasyonu olmayan insanlar eliyle pazarlanmaya devam etmektedir. Tıbbi
sarf malzemelerinin hastane eczaneleri tarafından ihaleyle sağlıklı bir
şekilde temin edilerek yatan hastalara verilmesi doğru bir iştir ve
yapılması gerekir. Ancak mevcut durumda yatan hasta ilaçları, hastane
eczaneleri tarafından ya da çoğunlukla bölge eczacı odalarının
organizasyonuyla serbest eczanelerden karşılanarak hastanın yattığı
servise teslim edilmektedir. Yatan hasta ilaçlarının temininde mevcut
uygulamada herhangi bir sıkıntı ya da istismar söz konusu olmayıp, yatan
hasta ilaçlarının eczacı odaları denetiminde dağıtıldığı hastaneler
diğer hastanelere göre yüzde 12 ile 15 oranında tasarruf sağlamıştır.
- Eczacı odaları tarafından yatan hasta
ilaçlarının dağıtımı organizasyonuna başlanmadan önce yaşanan
suiistimaller göz önüne alındığında, hastane eczanelerinden verilecek
ilaçların hastane ambalajında olması gerekmektedir. İsrafın önlenmesi ve
yolsuzlukların önüne geçilmesi için hastane ambalajına geçilmesi
gerekmektedir. Bunun için ilaç fiyat kararnamesinde değişiklik yapılarak
hastane ambalajlı ilaçların fiyatlandırılması ve ardından ilaç
sanayisinin hastane ambalajlı ilaç formlarının üretimine geçmesi
sağlanmalıdır.
- Bu girişim aslında kamu hastanelerinin
özele devredilmesi sürecinin de ilk adımı olarak değerlendirilmelidir.
Özelleştirme işini hastane eczanelerinden başlatıyorlar. Çünkü yatan
hasta ilaçları ihaleye girecek sermaye grupları tarafından temin
edilerek hastaya ulaştırılacaktır.
- Yine dünyada örneği görülmeyen
“günübirlik tedavi” ilaçları diye bir kavram üretilmiş, ayaktan tedavide
kullanılan bazı ilaçlar da bu düzenlemeye tabi kılınmıştır. Kemoterapi,
diyaliz, intravenöz ve kan ürünleri gibi çok pahalı ve hayati ilaçlar
serbest eczanelerden temin edilmesi gerekirken, bu uygulamayla yasalara
aykırı olarak hastane eczanesinin ihalesini kazanacak olan sermaye
grubuna verilecektir. Yine eczacı dışlanmış olacaktır. Serbest eczaneler
pazarın yüzde 15’i kadar bir hak kaybına uğrayacaklardır. Bu durum kabul
edilemez.
Tüm bu sakıncalar konusunda
çekinceleri olan ve ortak tavır alan Eczacı Odaları adına İstanbul Eczacı
Odası ve Bursa Eczacı Odası, gerekli girişimlerde bulunmuş, 2007 Sağlık
Uygulama Tebliği ve Tedavi Yardımına İlişkin Uygulama Tebliği’nin ilgili
hükümlerinin iptali için Maliye Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumuna
Danıştay’da iptal davası açmıştır.
İlaç fiyatlarındaki düşüşlerde eczanelerin zararı önlensin
22.09.2007 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak 1 Ağustos’tan
itibaren yürürlüğe giren Beşeri İlaçların Fiyatlandırılması Hakkındaki
Tebliğ ile ilaç fiyatları ortalama yüzde 7 oranında düşürüldü.
24 Eylül’de Fiyat Değerlendirme Komisyonu’nun olağanüstü
toplantısında ilaç fiyatlandırmasında esas alınacak Avro cinsinden döviz
kuru belirlenmiş ve buna göre ilaç firmalarının fiyat beyannamelerini 1
Ekim 2007 tarihi akşamına kadar Sağlık Bakanlığı’na iletmeleri istenmişti.
Sağlık Bakanlığı’nın internet sitesindeki açıklamada, yeni fiyatların ilan
edildikten sonra 16 Kasım 2007 tarihinden itibaren geçerli olacağı
açıklanmıştı. Ancak aradan günler geçmesine karşın bugün itibarıyla yeni
ilaç fiyatları hâlâ açıklanmadı.
İlaç fiyatlarında yaşanan düşüşler nedeniyle eczacıların
mağduriyetinin önlenmesi için getirilen 45 günlük geçiş süresi koşulu,
fiyatlar hâlâ açıklanmadığı için anlamını yitirmektedir. Yeni ilaç
fiyatlarının bir an önce Sağlık Bakanlığı tarafından ilan edilmesi
gerekmektedir.
Öte yandan 45 günlük geçiş süresi içerisinde dağıtım kanalları ve
özellikle eczane stoklarındaki ilaçların tüketilemeyeceği bir gerçektir.
Bu yüzden eczane stoklarında kalan ilaçlardaki zarar ilaç firmalarınca
karşılanmalıdır. İlaç fiyatlarındaki düşüşlerin yaşandığı dönemlerde
eczacıların sıklıkla karşılaştığı tablo, firmaların vadelerini ve özel
eczane ıskontolarını düşürmeleridir. Firmaların eczacı aleyhine bu tür
uygulamalarından vazgeçmesi gerekmektedir. İlaç firmalarının satış
vadeleri, kamunun eczacılara geri ödeme yaptığı tarihlerle uyumlu hale
getirilmelidir.
Firmaların düşük fiyatla ilaç satmaya şimdiden başlaması ve
eczanenin elindeki yüksek fiyatlı ilacı geri alması ile bu konuda
eczanenin yaşayacağı mağduriyet kısmen azaltılmış olur. Bunun da
firmaların keyfiyetine bırakılması yerine çıkartılacak bir kararnameyle
sağlanması gerekir.
İSTANBUL ECZACI ODASI
BURSA ECZACI ODASI
ZONGULDAK ECZACI ODASI
KASTAMONU ECZACI ODASI
KOCAELİ ECZACI ODASI
|